mmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm

 

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a göre, emeklilikte:

         1- Ölüm ve bedensel zararlar, tüketici mahkemesi konusudur.
         2-
İş sözleşmelerinden doğan sorumluluklarda, ölüm ve bedensel zararlarda tüketici mahkemesi görevlidir.
          3- Sigorta sözleşmeleri kapsamında, trafik veya taşıma kazalarında, ölen kişinin yakınları veya bedensel zarara uğrayan kişilerin "
Sorumluluk ve can sigortalarından tazminat istemede", görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.
           6502 sayılı TKHK ' a göre, Tüketici işlemi: "
hizmet, bir ücret veya menfaat karşılığı yapılıyorsa, mal sağlama dışında her türlüsü, tüketici işlemidir. Mal ve hizmet piyasalarında, kamu + özel kişi de dahil, tüketicilere karşı, eser taşıma,simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. konular tüketici kanunu kapsamındadır; yetkili-görevli mahkemede tüketici mahkemeleridir. 
   
T I K L A Y I N   L Ü T F E N

 
Tel : 0553 856 29 18

TTKD Başkanı,  aldatılmış ve canı yanmış tüketiciler için şu tavsiyelerde bulunuyor:

*Tespitler, 6502 sayılı TKHK ve ilgili yönetmelik kapsamında, AB Marka Tanıtma Geliştirme Ajansı tarafından yapılıyor ; TTKD ödüle aday gösteriyor.

"2017 Altın Marka Tüketici Ödülü"
kimin olacak?

    Kendi avukatınız olun, derneğimize iletişim formunu doldurup, yolladığınız evrakları, "dilekçe haline getirterek" alacağınız hukuksal destekle "il-ilçe hakem heyeti başvurularınızla veya tüketici mahkemesinde açacağınız davayı" kazanabilirsiniz!

      İletişim sayfamızdaki şikayet formunu doldurarak bize yollayın, hukukçularımızın hazırladığı "örnek ihtarname ve dilekçelerle" açacağınız davaları kazanabilir, mağduriyetinizi giderebilirsiniz.

 

             *6098  sayılı Borçlar Kanunu,  MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

 

            *Bizleri kurtaracak kanun maddeleri var.
              Devre tatil sözleşmelerindeki imzaların çoğunluğu şirketlerin “ Temsil ve ilzam yetkilisi ” tarafından imzalanmamış.

              İmzalar, bir çok sözleşmede, “yetkisiz ” satış elemanlarına ait.  Bu güne kadar, binlerce tüketiciyi, sokakta, “ sana hediye tatil çıktı” şeklinde oyun kurarak, satışa zorlayan, sözleşme imzalatarak, yıllarca hayatınızı çekilmez hale getiren, karşılığında da, sadece kendileri sebepsiz zenginleşen bu şirketler bu davaları kaybeder.

 

              Dava konusu olan sözleşmeler, kolaylıkla fesih edilebilir.  Daha önce, bu madde “ belirsizdi, şirket sahipleri lehine idi ” ve mahkemelerde sıkıntı çekiliyordu. Davalıların temsil ve ilzam yetkilisinin kendi el yazısı ile imzalamadığı sözleşme “Geçersiz” ilan edilecek.

              *6098 sayılı yeni Borçlar Kanunu' nun 20. maddesinde yer alan “ Genel işlem koşulları ” açısından incelendiğinde, madde 21, madde 22, madde 23, madde 25 ‘e göre, madde 27'ye göre bu sözleşmeler, “ Kesin hükümsüzlük ” içermektedir. 
                             
***

   6502 SAYILI "YENİ" TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN,

SÖZLEŞME HUKUKUNDA DEVRİM YAPTI:

*ÖZELLİKLE KONUMUZ OLAN DEVRE TATİL- DEVRE MÜLK SÖZLEŞMELERİNİN TAMAMINA YAKINI "ÇÖP" OLACAK VE TÜKETİCİLER KAZANACAK

İŞTE 48. VE 50. MADDEDEN BAŞLIK VE SPOTLAR:

 

Madde 48: İş yeri dışında kurulan sözleşmeler, Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş satıcı veya sağlayıcı tarafından kurulur.

Bu çok önemli bir madde.
 İlgili şirketlere "İzin alma, güvence verme ile cayma haklarını" getiriyor.

 

Madde 50: Devre tatil  ve uzun süreli devre tatil hizmeti veren sözleşmeler...

"Tamamına yakını kayıt dışı çalışan devre mülk, hisseli gayrimenkul ve devre tatil satıcılarının elini, kolunu, hatta vücudunu bağlayacak.
*İlgili ve görevli bakanlık,
TC Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü...

Bu işi yapan şirketler, satışa başlamadan önce, inşaatın yapı ruhsatını alacaklar, Hazine Müsteşarlığı' na bağlanacaklar..sigorta yapacaklar...36 ayda yapacakları inşaatı tamamlayacaklar.. Tüketici de dilediği zaman, % 2 tazminat ödeyerek sözleşmeyi fesih edebilecek..Eğer, satıcı-sağlayıcının kusuru varsa, tüketici tazminat ödemeyecek ...

İşte size bir tanıtım filmi:

Mehmet Barak'ın seçtiği dava kazandıran Yargıtay kararlarını okuyun, kullanın...

*Aşağıdaki ilgili linkleri tıklayarak kolay kolay bulamayacağınız Yargıtay kararlarına bu sayfalarda ulaşabileceksiniz. Yolunuz aydınlanacak.

 

  • Ticari araçta"gizli ayıpta, garanti süresi sonuna kadar" dava açılabilir. Satıcı "iğfal" etmiş ise, zaman aşımından yararlanamaz.

     

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    Yargıtay kararı,örnektir: Ticari araçta"gizli ayıpta, garanti süresi sonuna kadar" dava açılabilir. Satıcı "iğfal" etmiş ise, zaman aşımından yararlanamaz.

     

    İşte yargıtay kararı:

     

    "..Mahkemece ticari satışın 31.03.2005 tarihinde yapıldığı ve aracın davacı tarafa teslim edildiği, hava yastıklarının açılmadığı kazanın 10.04.2006 tarihinde olduğu, süresinde ayıp ihbarının yapılmadığı, satış tarihinden itibaren 6 aylık zamanaşımı süresi içinde bu davanın açılmadığı gerekçeleri ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı E ... Mot. Araçlar A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir. TTK'nın 25/4. maddesi uyarınca, ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanan ticari satışlarla ilgili davalarda zamanaşımı süresi 6 ay ise de, satılanın daha uzun bir süre garanti kapsamına alınması durumlarında garanti süresi sonuna kadar dava açılabilir . Öte yandan satıcı, alıcıyı iğfal etmiş ise, yasada öngörülen zamanaşımından yararlanamaz ( BK m. 207/son ). Bu durumda mahkemece, dava konusu aracın garanti belgesi getirtilip, davanın garanti süresi içinde açılıp açılmadığı saptanarak gerektiğinde BK'nın 207/son maddesi hükmü de tartışılmak suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

    ( T.C.YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2007/11897 K. 2008/1114 T. 12.2.2008)

     

     

  • 6098 sayılı Borçlar Kanunu, "MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür"

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    6098 sayılı Borçlar Kanunu, "MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür"

     

    İşte kanun maddeleri:

     

     MADDE 26- Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. MADDE 28- Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir. MADDE 30- Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz. MADDE 31- Özellikle aşağıda sayılan yanılma hâlleri esaslıdır: 1. Yanılan, kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için iradesini açıklamışsa. 2. Yanılan, istediğinden başka bir konu için iradesini açıklamışsa. 3. Yanılan, sözleşme yapma iradesini, gerçekte sözleşme yapmak istediği kişiden başkasına açıklamışsa. 4. Yanılan, sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamışsa.  .......Sözleşme geçersiz..

     

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı: Devre mülk, hisseli gayrimenkul davasında, görev tüketici mahkemesinin

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı: Devre mülk, hisseli gayrimenkul davasında, görev tüketici mahkemesinin

     

    İşte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı:

     

    "...Kanunun "Tanımlar" ba şlıklı 4822 sayılı Kanunla de ğişik 3. maddesinin ( e )bendinde "tüketici"nin, "bir mal veya hizmeti ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan ve yararlanan gerçek ve tüzel ki şiyi" ; ( h )bendinde "Tüketici işlemi"nin, "mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sa ğlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi"; ( f )bendinde "satıcı"nın, "kamu tüzel ki şileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek ve tüzel ki şileri"; ( c )bendinde ise "mal"ın, "Alı ş-veri şe konu olan ta şınır e şyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları" ifade edece ği belirtilmi ştir. Bu yasal düzenlemeler karşısında görülmektedir ki, bu Kanunun uygulanabilmesi için satıcının ticari veya mesleki faaliyeti kapsamında kanunda tanımlanan bir malı sunuyor olması ve alıcının da bu malı yine Kanuna gösterilen amaçlarla satın alması gerekli ve yeterlidir. Eş söyleyişle, bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldı ğının kabulü için, taraflardan birinin satıcı, di ğerinin tüketici sıfatını ta şıması, alı şverişe konu olan malın ise Kanunun 3.maddesinde yazılı mal kavramı içerisinde yer alması gerekir. .4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 23.maddesi hükmüne göre de, bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir. .YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2011/14-573 K. 2011/692 T. 23.11.2011

     

     

  • Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir.

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir.

     

    İşte yargıtay kararı:

     

    1- 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde " bu kanun birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflarda birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmet ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davalının (satıcı) davacıya (alıcı) 4077 sayılı kanunun 3. maddesi kapsamında konut ve tatil amaçlı taşınmaz mal sattığı ve taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.(T.C.YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2003/10485 K. 2004/17485 T. 1.12.2004)

     

     

  • Yargıtay kararına göre, ” ...tam bir güvence verdikten sonra satım sözleşmesinin biçim noksanlığı nedeniyle geçersizliğini ileriye sürmeye kalkışması iyiniyet kurallarıyla" bağdaşmaz...

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    Yargıtay kararına göre, ” ...tam bir güvence verdikten sonra satım sözleşmesinin biçim noksanlığı nedeniyle geçersizliğini ileriye sürmeye kalkışması iyiniyet kurallarıyla" bağdaşmaz...

     

    İşte yargıtay kararı:

     

    ÖZET : Mülkiyeti geçiren sözleşmelerin kamusal biçimde yapılmasını öngörün hükümler yalnızca bir borçlanma işlemi niteliğindeki taşınmaz mal satış sözleşmesine özgüdür. Satıcının satış konusu malın mülkiyetini alıcıya geçirme, alıcının da satış parasını ödeme borcunun, kamusal biçime bağlanması öngörülmüştür. Kamusal belgitte ayrıca satış parasının satıcıya ödenme koşullarının gösterilmesi zorunluluğu yoktur. Satıcının satış konusu malın mülkiyetini alıcıya geçirdikten ve bir süre alıcının edinimi olan satış parası bölünçlerini kabul etme biçiminde süregelen davranışları ile karşı yana sözleşmenin yerine getirileceği yönünden tam bir güvence verdikten sonra satım sözleşmesinin biçim noksanlığı nedeniyle geçersizliğini ileriye sürmeye kalkışması iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz ve hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşır.

     

    ... karşı tarafa sözleşmenin ifa olunacağı hususunda tam bir güvence verdikten sonra satım sözleşmesinin şekil noksanlığı nedeniyle geçersizliğini ileriye sürmeye kalkışması M.K.'nun 2. maddesince ifadesini bulan iyiniyet kuralları ile bağdaşamıyacağı bir yana hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşır ki bu davranışın yasaların koruyuculuğundan yararlanmasıda düşünülemez."..(T.C.YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ E. 1980/4090 K. 1980/6191 T. 6.5.1980)

     

  • Yargıtay kararı:  Taksitli satış yapan devre tatil şirketine karşı “ 4077 sayılı kanunun 6/3 maddesinde belirtilen ve taksitli sözleşmelerde bulunması gereken unsurların bulunmadığını öne sürerek, sözleşmenin iptalini ” isteyebilirsiniz.

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    Yargıtay kararı:  Taksitli satış yapan devre tatil şirketine karşı “ 4077 sayılı kanunun 6/3 maddesinde belirtilen ve taksitli sözleşmelerde bulunması gereken unsurların bulunmadığını öne sürerek, sözleşmenin iptalini ” isteyebilirsiniz.

     

    İşte yargıtay kararı:

     

    ".Taraflar arasındaki hukuki işlemin, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine tabi bir işlem olduğu hususunda, uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sözleşmenin anılan yasanın 6. maddesinde belirtilen koşullara uygun olarak yapılıp yapılmadığında toplanmaktadır. Anılan maddenin 3. fıkrasında " Taksitli Satışlarda satıcı aşağıdaki bilgileri yazılı olarak bildirmek ve taraflar arasında aktedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır " yazılıdır. Bu yazım tarzından hükmün emredici bir hüküm olduğu anlaşılmaktadır. Davada dayanılan sözleşmede, peşin satış fiyatı vadeye göre faiziyle birlikte ödenecek toplam satış fiyatı, faiz miktarı, faizin hesaplanacağı yıllık oran, gecikme faizi oranı, ön ödeme tutarı ve ödeme planına ilişkin bir kayıt ve bilgiye yer verilmemiştir. Taraflar arasında devre tatilin taksitle satıldığı yönünde de bir uyuşmazlık olmadığına göre, bu sözleşme hukuken geçersizdir ve kural olarak geçersiz sözleşme nedeniyle taraflar birbirlerine verdiklerini geri isteme hakkına sahiptirler..Mahkemece, davacının yaptığı ödemeler saptanarak, sonucuna uygun bir karar verilmemesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. 30.10.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi. ( T.C.YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2000/8390 K. 2000/9258 T. 30.10.2000 )

     

  • 6098 sayılı Borçlar Kanunu, devre tatil sözleşmelerinde " yetkisiz kişi tarafından atılmış imzayı" reddediyor: Tarafların imzası şart...Aksi halde, sözleşme geçersiz..

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    6098 sayılı Borçlar Kanunu, devre tatil sözleşmelerinde " yetkisiz kişi tarafından atılmış imzayı" reddediyor: Tarafların imzası şart...Aksi halde, sözleşme geçersiz..

     

    İşte kanun maddeleri:

     

     6098 sayılı yeni Borçlar Kanunu'nun 14. maddesinde yer alan, “ Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde, borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur ” hükmü, bir çok sözleşmede aranacaktır. Devre tatil sözleşmelerindeki imzaların çoğunluğu şirketlerin “ Temsil ve ilzam yetkilisi ” tarafından imzalanmamış. İmzalar, bir çok sözleşmede, “yetkisiz ” satış elemanlarına ait. MADDE 14- Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur. MADDE 15- İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur Bu güne kadar, binlerce tüketiciyi, sokakta, “ sana hediye tatil çıktı” şeklinde oyun kurarak, satışa zorlayan, sözleşme imzalatarak, yıllarca hayatınızı çekilmez hale getiren, karşılığında da, sadece kendileri sebepsiz zenginleşen, bu şirketler şimdi yandı. Top sizde..Üstünlük size geçebilir. Bu nedenle, dava konusu olan sözleşmeler, kolaylıkla fesih edilebilir. Yolu, açıldı. Daha önce, bu madde “ belirsizdi ” ve doğru yorumlanamıyordu. Davalıların temsil ve ilzam yetkilisinin kendi el yazısı ile imzalamadığı sözleşme “Geçersiz” ilan edilecek.  MADDE 21- Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.

     

  • Yargıtay kararına göre, devre tatil sözleşmesinde “cayma süresinin başlaması için, yer teslimi yapılması şart”

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    Yargıtay kararına göre, devre tatil sözleşmesinde “cayma süresinin başlaması için, yer teslimi yapılması şart”

     

    İşte yargıtay kararı:

     

    "..Mahkemece, sözleşme kapıdan satış olarak kabul edilerek, cayma belgesi verilmediği için 7 günlük cayma süresinin yasada öngörülen 2 yıllık süre içinde kullanılması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen Club Erdoğan üyelik sözleşmesinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin korunması hakkındaki kanunun 8. maddesi kapıdan satışı; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında, önceden mutabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşulu satışlar olarak tanımlanmıştır. Hal böyle olunca cayma süresinin başlaması için mal veya hizmetin alıcıya teslim edilmesi gerekir. Somut olayda davalı edimini yerine getirip, tesisi kullanıma elverişli halde sözleşmede kararlaştırılan dönemde teslim etmediği sürece alıcı cayma hakkını kullanabilir. Ayni yasanın 9. maddesinde cayma belgesinde nelerin bulunması gerektiği ne şekilde yazılacağı, duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıktır. Böyle bir belgenin verilmesi halinde davacı, cayma hakkı olduğunu öğrenmiş olabileceği ve dolayısıyla süresinde cayma hakkını kullanabilecekken, belgenin verilmemesi halinde de teslim edilen mal veya hizmetin ayıplı olması halinde uygulanması gereken 2 yıllık sürenin burada uygulanması mümkün değildir. Değinilen yönün göz önünde tutularak davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 20.1.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi. (T.C.YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2003/11169 K. 2004/383 T. 20.1.2004)

     

  • 6098 sayılı Borçlar Kanunu, "Bakım aidatlarından, mülk sahibi, intifa hakkı sahibi ve sükna ( oturma hakkı) sahibi sorumlu..Tapuya tescil şartıyla....

     

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    6098 sayılı Borçlar Kanunu, "Bakım aidatlarından, mülk sahibi, intifa hakkı sahibi ve sükna ( oturma hakkı) sahibi sorumlu..Tapuya tescil şartıyla....

     

    İşte kanun maddeleri:

     

     * Bakım aidatlarından, mülk sahibi, intifa hakkı sahibi ve sükna ( oturma hakkı) sahibi sorumlu . Yasaya göre, devre tatil sözleşmelerini düzenleyenler, “ Kullanım hakkı( intifa)” vaadinde bulunurken, bunları tapuya tescil ettirmediklerinden, sizin sorumluluğunuz olmayacak.. Dikkat, bazı sözleşmelerde, kiracı sıfatıyla bu bakım aidatlarını yüklüyorlar..Görüyorsunuz, yeni borçlar kanunu, kesip atmış: Kanun dışı... İşte kanun maddesi: “ 3. Yapı malikinin sorumluluğu : a. Giderim yükümlülüğü MADDE 69- Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar …”Tapu tescili yapılmamış ise, hiç bir sorumluluğunuz yok.. Bu açıdan da, bu sözleşmeleri fesih ettirmenin yolu açıldı. İşte “ genel işlem koşullarında ” hazırlanmış olan ve “Sülün Osman ” tarzı satış yapan devre tatil şirketlerinin size imzalatmış olduğu “ haksız şart içeren, sebepsiz zenginleşme sağlayan, sahipleri değil elemanları tarafından imzalanan, irade sakatlaması ile tüketicileri mağdur eden ” kişi ve kuruluşlara karşı, haydi şimdi görev başına..Yolunuz açık olsun. Hakkınızı arayın!

     

  •  Yargıtay kararına göre, ” ...tam bir güvence verdikten
    sonra satım sözleşmesinin biçim noksanlığı nedeniyle geçersizliğini ileriye sürmeye kalkışması iyiniyet kurallarıyla" bağdaşmaz...

    Mehmet Barak'ın "Kendi Avukatınız Olun" adlı kitabından alınmıştır:

     

    Yargıtay kararına göre, ” ...tam bir güvence verdikten sonra satım sözleşmesinin biçim noksanlığı nedeniyle geçersizliğini ileriye sürmeye kalkışması iyiniyet kurallarıyla" bağdaşmaz...

     

    İşte yargıtay kararı:

     

    ÖZET : Mülkiyeti geçiren sözleşmelerin kamusal biçimde yapılmasını öngörün hükümler yalnızca bir borçlanma işlemi niteliğindeki taşınmaz mal satış sözleşmesine özgüdür. Satıcının satış konusu malın mülkiyetini alıcıya geçirme, alıcının da satış parasını ödeme borcunun, kamusal biçime bağlanması öngörülmüştür. Kamusal belgitte ayrıca satış parasının satıcıya ödenme koşullarının gösterilmesi zorunluluğu yoktur.

    Satıcının satış konusu malın mülkiyetini alıcıya geçirdikten ve bir süre alıcının edinimi olan satış parası bölünçlerini kabul etme biçiminde süregelen davranışları ile karşı yana sözleşmenin yerine getirileceği yönünden tam bir güvence verdikten sonra satım sözleşmesinin biçim noksanlığı nedeniyle geçersizliğini ileriye sürmeye kalkışması iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz ve hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşır.

     

    ... karşı tarafa sözleşmenin ifa olunacağı hususunda tam bir güvence verdikten sonra satım sözleşmesinin şekil noksanlığı nedeniyle geçersizliğini ileriye sürmeye kalkışması M.K.'nun 2. maddesince ifadesini bulan iyiniyet kuralları ile bağdaşamayacağı bir yana hakkın kötüye kullanılması niteliğini taşır ki bu davranışın yasaların koruyuculuğundan yararlanması da düşünülemez."..
    (T.C.YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ E. 1980/4090 K. 1980/6191 T. 6.5.1980)

     

Mehmet Barak kimdir?

Mehmet Barak, 1990 yılı Mayıs ayında Türkiye çapında , en büyük kitlesel tüketici hareketi olan ve TTKD öncülüğünde gerçekleştirilen ünlü " et boykotu" eyleminden sonra, Cumhurbaşkanlığı köşkünde dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli sayın  Özal' ın konuğu olmuş, görüş alışverişinde bulunmuşlardı. Mehmet Barak ve TTKD, serbest piyasa ekonomisinin yerleşmesinde de önemli katkılar sağlamış birisidir. Katkısı hala devam etmektedir.

TTKD Başkanı Mehmet Barak, dönemin Başbakanı Tansu Çiller ile birlikte

 

 


  
Mehmet Barak, Marmara Üniversitesi  iletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olup, başta Hürriyet olmak üzere Günaydın, Vatan, Politika, Güneş vb gazetelerde muhabir, istihbarat şefi, sayfa sorumlusu olarak çeşitli görevlerde bulundu. Milyarlar Nasıl Uçtu, Tüketici Rehberi, Tüketici Kanunu Ne getiriyor adında kitapları yazdı. Şimdi Kendi Avukatınız Olun kitabını hazırlıyor.

         1985 yılında Tüketici Dergisi' ni imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü olarak yayınladı. 1986 yılında, kısa adı TTKD olan Türkiye'nin ilk tüketici Derneği olan  Tüm Tüketicileri Koruma Derneği' ni kurdu. Dernek bünyesinde 12 yıl başarı ile sürdürülen Gıda Mikrobiyolojisi Laboratuvarı' nı kurarak, gıda mühendisi, veteriner hekim ve mikrobiyoloji uzmanlarından bir kadro oluşturdu, Migros, Carrefour, Maxi, Metro gibi dev işletmeler ve bunlara gıda ürünleri veren çok sayıda büyük, Türkiye' nin en önemli  üretici firmalarının üretim birimlerini kontrol etti, binlerce analiz raporuna "
yönetici" konumunda imza attı. Belli başlı büyük ölçekli işletmelerde HACCP sisteminin kurulmasına katkı sağladı. Bu maksatla Fransa'da bulundu, kendisi de eğitim aldı.
         Bu arada, TC Sağlık bakanlığı ile de bir protokol anlaşmasıyla, İstanbulda yüzlerce iş yerinde çalışanlar için "
Portor" kontrolleri de yapmak mecburiyetinde bırakıldı. Bu süre içinde Sağlık Bakanlığı , derneğe 1 ambulans, analiz cihazı ve sağlık personeli takviyesi yaptı. 1,5 yıl sonra geri aldı.

          Daha sonraki zaman diliminde, Mehmet Barak, ekonomik nedenlerle, dernekte kullanılan mikrobiyolojik analiz cihazlarını yenileyecek finansmanı bulamadığı için, tarih, 2007 yılını gösterirken TTKD Gıda Laboratuvar'ını kapattı, finans desteği sağlanamamasını protesto etmek için de değerli cihazların tümünü hurdacılara "1 TL" karşılığında, "Hurda zaptı" düzenleyerek teslim etti, onları bu şekilde çöpe attı.

6502 sayılı TKHK' ve ilgili yönetmeliklerle daha güçlüyüz.
*
TTKD HUKUK SERVİSİ BAŞARILI OLDU

 Yıllar içinde, Türkiye tarihinde ilk defa, diğer ernekler sadece "protest" hareketler düzenlerken ve yaşananların farkına varmazken,  Mehmet Barak, çok sınırlı bütçeyle hukuk servisini kurdu. Hukuk servisi vasıtasıyla yüzlerce  devre tatil-devre mülk, ayıplı otomobil davaları açıldı.. Kayıt dışı faturasız, kanunların emredici hükümlerine aykırı  satış yapanlara karşı tüketiciler lehinde büyük başarılar elde edildi..

         Şimdi, Yeni tüketici kanununu hayat geçirme zamanı. Türkiye , batılı ülkeler seviyesine gelirken, hızla gelişiyor. Eski ekonomik sistem çöküyor. Yeni üretici, yeni satıcı, yeni tüketici kimlikleri doğuyor.  Piyasada adeta sessiz bir devrim yaşanıyor. Bir çok şirket ya el değiştiriyor, ya yeniden yapılanıyor. Orta ölçekli işletmelerin çoğu kaçınılmaz değişime kapısını açacak. Açmazsa, ya el değiştirecek, ya da batacak..Bizim görevimiz,  "standarda uygun, kaliteli ve ucuz ürünlerin" tüketicilere  sunulmasında karşılaşılan problemlerin çözümüne katkı sağlamak, mutlu üretici -mutlu satıcı- mutlu tüketici y aratmaktır, diye düşünüyoruz.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun  ile daha güçlüyüz. Türkiye' nin her tarafında bu Kanun'a göre karar veren, Türkiye Cumhuriyeti' ne ait, tüketici mahkemeleri ve hakem
heyetlerimiz var. Bu mahkeme ve hakem heyetleri " aldatılan  tüketicilerimize, doğru dilekçe ve deliller" sunulduğunda, haklıysak, tüketici lehinde karar veriyorlar. Yeter ki delillerimiz sağlam olsun, bizi haklı çıkarsın.

 

 

İhtarname, Dilekçe ve "hukuksal delil", bilirkişi raporlarına da "cevap desteği" veriyoruz.

 

 

Adresimiz: Perpa Ticaret Merkezi, B Blok, Kat:13, No:2363 , Okmeydanı- Şişli / İSTANBUL    TEL:  0553 856 29 18

web: http://www.ttkd.org.tr     e-mail: tuketicilerikoruma@yahoo.com  (Şikayetlerinizi e-posta ile bildirin, sizi  biz arayalım)                 

Bu web sitesi, Mehmet Barak  tarafından ADOBE MUSE ile gerçekleştirilmiş bir tasarımdır. İzinsiz alıntı yapılamaz